Kurucu'dan
Yazdır

‘İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy Paneli’ gerçekleştirildi

Vatan Şairi Mehmet Akif Ersoy ve kaleme aldığı İstiklal Marşı, TBMM’de kabul edilişinin 98. yılında İstanbul Medipol Üniversitesinde düzenlenen panelde ele alındı. İstiklal Şairimizi anlatan Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Mehmet Akif’in milli mücadelenin manevi öncülerinden olduğunu, onun sadece şiirleriyle değil memleketin çeşitli camilerinde verdiği vaazlar ve yayınladığı dergilerle de milli mücadeleye önemli katkılar sağladığını söyledi.

12.03.2019
‘İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy Paneli’ gerçekleştirildi

İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından ‘İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ kapsamında bir panel düzenlendi. Güney Kampüste düzenlenen panelin açış konuşmasını İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Büyükarslan gerçekleştirirken Rektörümüz Prof. Dr. Sabahattin Aydın ile Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Ömer Ceran da paneli takip etti. İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabul edilişinin 98. yılında düzenlenen panele İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli ve İletişim Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Esra Oğuzhan Yeşilova konuşmacı olarak katıldı.

İPŞİRLİ: BİR MİLLETİN EN BÜYÜK GÜCÜ MANEVİYATIDIR

Panelde ilk sözü alan Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Mehmet Akif’in milli mücadelenin manevi öncülerinden olduğunu, onun sadece şiirleriyle değil memleketin çeşitli camilerinde verdiği vaazlar ve yayınladığı dergilerle de milli mücadeleye önemli katkılar sağladığını söyledi. İpşirli, Akif’in memuriyet yaptığı yıllarda bir taraftan resmi görevini sürdürürken bir taraftan da vaazlara devam ettiğini ve halkı istiklal mücadelesine çağırdığını kaydetti. Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Zaferi’ni elde etmeseydi Millî Mücadeleyi asla kazanamayacağını kaydeden İpşirli şöyle devam etti: “Tarihimizde çok sıkıntılı dönemleri yaşadık ancak mübalağa etmiyorum 20. yüzyıl başında yaşadığımız ölüm kalım savaşı bunlar içinde en müstesna olanıdır. Çanakkale’de başarılı olmasaydık Millî Mücadele’yi kazanmamız imkansızdı. Biz Çanakkale’de İngilizlere ve müttefiklerine oranın geçilemeyeceğini gösterdik. Bir milletin en büyük gücü maneviyatıdır. Biz Çanakkale’de maneviyatla kazandık ve üst üste savaşlar kaybeden bir ülkenin tükenmediğini tüm dünyaya gösterdik. Mehmet Akif ‘Çanakkale Şehitleri’ şiirinde ‘Bedr’in Arslanları ancak, bu kadar şanlı idi’ ifadesine yer verir, Necip Fazıl bu ifadeyi abartılı bularak eleştirir. Oysa bu ifade abartı değildir. Çanakkale’de verilen mücadele en az Bedr’in Aslanları’nın verdiği mücadele kadar kıymetlidir. Akif bu şiirleri yazarken dönemin sancısını hissetmektedir. Savaş meydanlarında envanter önemlidir ama toplumun manevi olarak savaşlara hazırlanması çok daha önemlidir. Müstesna bir insan olan Akif milli mücadelenin manevi öncülerindendir.”

YEŞİLOVA: İSTİKLAL MARŞI DERİN TEFEKKÜRLE YAZILMIŞTIR

İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Esra Oğuzhan Yeşilova ise konuşmasında Vatan Şairi Akif’in hayatına ve İstiklal Marşı’nı nasıl yazdığına ışık tuttu. Mehmet Akif’in derin bir entelektüel merak ve birikime sahip olduğunu kaydeden Yeşilova şöyle dedi: “Mehmet Akif, Doğu ve Batı edebiyatını aynı anda okumuştur. Türkçeye olan hâkimiyetinin yanında Arapçayı, Farsçayı ve Fransızcayı ana dili kadar iyi bilmesi Akif’i fikri ve edebi yönden zengin, realist bir aydın haline getirmişti. Milli geleneklere sadık olan Akif camilerde vaaz verecek kadar da dini bilgiye sahipti. Mehmet Akif, Kuva-yı Milliye Hareketi’nin Anadolu’da tutunmasında, İstanbul Hükümeti’nin isteği üzerine işgalci kuvvetler lehine verilen fetvaların olumsuz tesirlerinin giderilmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. İstiklal Marşı’nı yazarken de adeta dünya ile ilişkisini kesmiştir. Dostları, Akif’in İstiklal Marşı’nı yazarken derin tefekküre daldığını, saatlerce düşünüp herkesin sabırsızlıkla beklediği şiiri on gün içerisinde tamamladığını söyler. Milli marşlar, ülkelerin dönüm noktası olarak kabul edilen zor dönemlerinde yazılır. Bu bilinçte olan İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy da kendisine yöneltilen bir soruya ‘Allah bu millete yeniden milli marş yazdırmasın’ diyerek cevap vermiştir.’ İstiklal Marşı resmi olarak kabul edildiğinde orduya ve halka büyük moral olmuş, yurtdışındaki elçiliklerde de törenlerle kutlanmış, elçilik mensuplarınca sevinç gözyaşları içerisinde ayakta dinlenmiştir.”