Geri
AKADEMİK

Prof. İpşirli: Çanakkale Savaşı Türk tarihinin en parlak zaferidir

19.03.2021

İstiklal Marşı'nın kabulünün 100., Çanakkale Zaferi’nin ise 106. yılı kapsamında düzenlenen konferansta konuşan Prof. İpşirli, “Çanakkale Savaşı, Türk tarihinin en parlak zaferidir.” dedi.

Prof. İpşirli: Çanakkale Savaşı Türk tarihinin en parlak zaferidir

İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi tarafından “İstiklal Mücadelesine Giden Süreç ve İstiklal Marşı’nın Kabulü” başlıklı çevrim içi konferans düzenlendi. Moderatörlüğünü Öğretim Görevlisi Ahmet Uğur’un yaptığı çevrim içi konferansa İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli ve İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Zekeriya Türkmen konuşmacı olarak katıldı. İpşirli ve Türkmen İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yıl dönümü ve Çanakkale Zaferi’nin 106. yılı kapsamında konuşma gerçekleştirdi.

 

İPŞİRLİ: ÇANAKKALE ZAFERİ TÜRK TARİHİNİN EN PARLAK ZAFERİDİR

Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Çanakkale Savaşı’nin Türk tarihinin en parlak zaferleri arasında yer aldığını belki de birincisi olduğunu söyledi. Winston Churchill’in Çanakkale hezimetinden sonra ağır eleştirilere maruz kaldığını ifade eden İpşirli şöyle dedi: “Mağlubiyet sonrası Winston Churchill İngiltere’ye döndüğünde ağır bir eleştiriye uğrar. Çünkü üzerinde Kendilerini dünyanın en mağrur devleti olarak gösteren İngilizler, bitmiş tükenmiş olan Türkler karşısında Çanakkale’de büyük bir hezimete uğramıştır. Churchill’in hesabını vermesi gerekmektedir. Ağır bir şekilde üzerine yüklenirler. O da der ki ‘Anlamıyor musunuz, biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile savaştık! Tabii ki yenilecektik.’ diye açıklama yapar. Çanakkale’deki ağır yenilginin nedeni Churchill tarafından bu şekilde açıklanır.”

 

TÜRKMEN: AKİF ÖZGÜRLÜĞÜNE DÜŞKÜN ONURLU BİR İNSANDI

Dr. Öğretim Üyesi Zekeriya Türkmen ise Mehmet Akif Ersoy’un özgürlüğüne düşkün, haysiyetli ve onurlu bir kişilik olduğunu söyledi. Akif’in 25 asırdan beri istikbalini muhafaza etmiş bir milletin istiklal olmadan yaşayamayacağına inandığını kaydeden Türkmen, İstiklal Marşı’nın yazılış sürecini şu şekilde ifade etti: “Millî mücadelenin en hararetli günlerinde TBMM açılması ve hükümetin çalışmalara başlayıp 20 Ocak 1921’de ilk anayasanın kabulünden sonra, Türk milletinin istiklal ve hürriyet azmini ortaya koyacak bir milli marşa ihtiyaç duyulmuştur. Erkan-ı Harbiye Riyaseti’nin isteği üzerine Maarif Vekaleti tarafından gazete ilanıyla milli marş yarışması düzenlenmiştir. Ödül olarak 500 lira konulmuş, 724 eser yarışmaya katılmıştır. Bu eserlerden altı şiir finale kalmıştır. Ancak bunlar beğenilmemiştir. Bunun üzerine Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, milli marşı yazması için Mehmet Akif’e başvurmuştur. Akif, Tacettin Dergâhı’ndaki imam evinde şiiri yazmaya başlamış ve 17 Şubat 1921 günü bitirmiştir. İstiklal Marşı 1 Mart 1921’de TBMM’de okunmuş, 12 Mart 1921 günü TBMM’de oylanarak ve yeni devletin milli marşı olarak kabul edilmiştir. Mebusların isteği üzerine şiir birkaç defa okunur. Mehmet Akif, aşırı tezahürattan çekindiği için meclisten ayrılır. Akif, Türk milletinin her türlü olumsuzluğa rağmen hürriyetini kazanmaya azimli olduğunu, canını bu uğurda seve seve vereceğini biliyordu. İşte o, İstiklal Marşı’nı bu duygularla kaleme almıştı.”