Geri
AKADEMİK

“Pandeminin psikolojik etkileri gelecekte daha net görülecek”

09.06.2020

Doç. Dr. Kaasım Fatih Yavuz, COVID-19’un yetişkinler ve çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Yavuz “Pandeminin psikolojik etkileri gelecekte daha net görülecek” dedi.

“Pandeminin psikolojik etkileri gelecekte daha net görülecek”

Koronavirüs (COVID-19), fizyolojik problemler yaratmasının yanı sıra psikolojik ve davranışsal sorunlara da sebep oluyor. Bu noktada İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaasım Fatih Yavuz, küresel salgının yetişkinler ve çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerini değerlendi. Pandeminin psikoloji üzerindeki etkilerinin gelecekte daha net görüleceğini ifade eden Yavuz, “Her travmatik deneyimin krizle sonuçlanmadığını, her krizin de olumsuz sonuçlarının olmadığını bilmekteyiz. Dolayısıyla bu süreçte oluşan bazı yaraların şifalarını, gelecekte daha net göreceğimize inanıyorum.” dedi.

“HER BİREY KORKU VE KAYGI DUYABİLİR”
Zorlu durumlarla karşılaşıldığında cinsiyetten bağımsız olarak her bireyde korku, kaygı, çaresizlik ve ümitsizlik gibi duyguların çıktığını kaydeden Yavuz, şöyle dedi: “Kadın ve erkek arasında duygularla baş etme tarz açısından farklılıklar bulunabilir. Kadınlar zorlu durumlarda erkeklere göre daha fazla zihinsel mücadele içerisine girmeye yatkındır. Uzun süreler düşünerek halihazırdaki olumsuz duyguyla baş etmek için endişe ederler. Bu da sürekli bir gerginlik, huzursuzluk ve mutsuzluk yaşama gibi riskler ortaya çıkarır. Erkekler ise kadınlara göre daha fazla dışardan fark edilen sigara/alkol kullanımı, uyuma, uzun süreler televizyon izleme gibi baş etme davranışları sergilerler. Bunlar da hem beden hem de ruh sağlığını riske sokabilir.”

“KAYGI NORMAL BİR İNSAN TECRÜBESİDİR”
Hamile kadınların salgın döneminde kaygı ve stresle nasıl baş edeceği konusuna da değinen Yavuz, kaygının insani bir durum olduğunu ifade etti. Hamilelik sürecinin hassas bir dönem olduğunu kaydeden Yavuz şöyle dedi: “Öncelikle vurgulamalıyım ki kaygı dediğimiz duygu, yenilmesi veya mücadele edilmesi gereken bir durum değil, can sıkıcı olsa da insani bir durumdur. Stres dediğimiz durum ise tam da bu kaygıyı yenmeye çalışmanın sonucunda ortaya çıkan sürekli bir gerginlik ve huzursuzluğu adlandırmak için kullanılan bir kavramdır. Zaten hassas bir dönem olan hamilelik süreci, salgın hastalık ile daha da zorlayıcı geçebilir. Bu süreçte herkes gibi hamilelerin de kaygı ve korku hissetmeleri, bebekleri hakkında endişelenmeleri, zihinlerinin felaket senaryoları üretmesi normaldir. Evde kaldıkları bu süreçte, hamilelerin tabii ki önerilen hijyen kurallarına riayet ederek normal bir hamilelik döneminde yapacak oldukları şeylere devam etmeleri önemlidir. Sürekli endişe ederek zihinsel meşguliyet içinde bulunmaları ruh ve beden sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Egzersiz, yürüyüş ve sosyal etkileşimin evde bile olsalar kesinlikle eksik edilmemesi gerekir. Bu süreçte, kendileri için yardım ve danışma için güvenilir kaynaklar belirleyebilirler. Bunlar aile, arkadaşlar olabildiği gibi hamilelik sürecini takip eden hekimleri de olabilir.”

Söyleşinin tamamı Anadolu Ajansında yayımlanmıştır, okumak için tıklayınız.


Online GörüşmeBilgi Talep FormuWebinar